21 Aralık 2025 Pazar

Dünyayı kazanmak vs kendini kaybetmek


Baykuşa sorarız dedik de baykuş’dan edineceğimiz malumat ne kadar güvenilir, insana ne hayrı dokunur o bi muamma işte. 


Bak bu baykuş’u düşününce bir kitap kapağı bana direkt görsel çağrışım yaptı. 

Nick Bostrom Superintelligence. Kitap önermeyi çok sevmem ama adını zikretmekte bir beis görmüyorum benim kitaplığımda  saklanası/korunası kitaplar rafında duruyor.  AI mevzuna ilişkin ince detaylar var ama süksesi ‘bilgi kıyameti’ sorunsalını masaya yatırmasından. Bu yapay zekalar insanlığın sonu mu olacak?


‘Bilgi şeytani olabilir mi?’ sorusunu geçeli çok oldu. Insanevladının iyiyle kötü ayrımını yinyangla geçiştirdiği, bir çırpıda atlanan o eşik, bu soruyu gereksiz kıldı.

Tabiki olabilir de tehlike bu değil. 

Tehlike yapay zeka değil, amaçsız zeka. 

Çünkü şeytani bilincin bile bir fonksiyonu var. Oysa bilginin kontrolsüz biçimde optimize edilmesi????


Tek bir kötü optimize edilmiş super zeka, internette dolaşan bilgiyi manipüle edebilir, bağlayabilir, boğabilir ,değersizlestirebilir ve gürültüye çevirebilir. Sonuç epistemik kaos. 


Mesela bir super zekaya ‘istikrarı sağla’ hedefi verilirse ve istikrar tanımlanmazsa…

Caligula  

Güç sınırsız ama ahlaki çerçeve yok.

Sonuç : keyfi yıkım


Bilgi tabiki yok edilemez ama anlamsızlaştırılabilir pekala.


Bosch’un orta panelindeki Dünyanın büyük bir orgy sahnesi olarak resmedilmesine gelirsek;

 Nick Bostrom kitabı kaç yılında yazmış bakıyoruz…

2014

Bosch tabloyu kaç yılında çizmiş? 

1490-1510 arası bir yerde. 


Kaygı aynı kaygı, distopya simetrik. 


Insanın temel duygularından biri olan korkuyu düşünüyorum. Insanın hayvandan korkmasıyla insanın kendinden korkması farklıdır.  Vahşi bir hayvanla karşı karşıya kalan insan bir adrenalin yüklenir ve onu varoluş hieararşisinde hayvandan üstün kıldığına güvendiği özelliklerini kullanmaya yeltenir. 

 bu başka türlü bir hayatta kalma motivasyonudur. Oysa insanın kendinden korkması müthiş bir karanlık ve boşluk hissidir. Umutsuzluk taşır ve yorar. 

Bir dirençtir. 

Garden of Earthly Delights tıpkı Bostrom’un kaygıları gibi insanlığın akibeti için veya hakkında bir gamlı baykuş mudur? 



Şu videoda ‘Great art explained!: Garden of Earthly Delights’  şöyle bir giriş yapıyor. Çeviriyorum:


‘Bu tablonun cinsel özgürlük, veya ortaçağda bir acid trip hadisesini resmettiğini düşünmüyorum. Bu Bosch’un erotik fantezisi veya düpedüz kiliseye heretik bir saldırı değildi. Özgür aşk tarikatının bir üyesinin çizdiği bir resim de değildi. The Garden Of Earthly Delights açıkça Hardcore Christianity dir.’


Linki buraya bırakıyorum. Tablodaki ayrıntıları figürleri tek tek metaforların nerelere dayandığına kadar anlatıyor. Ilgilenenler detaylara bayılacaktır. Ama bence bu giriş, bu statement! fazla mutlak, fazla iddalı ve dolayısıyla bence gereksiz. 


https://www.youtube.com/watch?v=vBG621XEegk


15.yy’da Kilisenin cennet tapusu sattığı ve Brabantta bu indulgence belgelerini hazırlayıp pazarlayan en önemli kurumlardan biri olan (kayıtlarda öyle geçiyormuş) Kilisenin en has destekçisi bir elitler klübü üyesinin Cennet, Dünya ve Cehennemi tek bir mekan olarak resmetmesi, yani insanın cenneti de Cehennemi de Dünya üzerinde ve kendi iradesindedir demesi… bilemiyorum. Bu işte bir iş var dedirtiyor. 


Reform hareketine 20 ,30 yıl var daha.


Neler oluyordu? Bu Bosch ve etrafı neler okuyordu, neler duyuyordu, nelerden rahatsızdı?  

Henry of Nassau ve büyük kankası ve bankası olduğu bilinen Yakışıklı Philippe  Bu tabloyu sipariş ederken Bosch’un toplum içindeki imajına mı bu kadar güvendiler? Çünkü  biraz irdelediğimde bence bu tablo tam bi Truva atı. Iğneyi sapkınlara batırıyor anladık da  çuvaldızı kime Allah bilir. 


Dünyayı kazanabilirsiniz. 

İnsan kontrolsüz kalırsa herşeyi ister ve biri cıs! demezse uzanır alır. insanın default hali budur. Ama kontrolsüz haz, kaynak kıtlığına yol açar ve insan dünyayı kurutur, çöle çevirir.


Misal izmir, su bitene kadar izmirli villa bahçesi sahipleri bahçe suladılar, havuz doldurdular, araba sahipleri araba yıkadılar. Hudutsuzca su sarfettiler. Oysa su sıkıntısı yeni bir gündem değildi. Ve şimdi çekilen çileye bakar mısınız? Izmir gibi bir cennet büyük şehirde su sınırlı veriliyor ve deposu olan su verildiği zaman deposuna stokluyor. Insanlık budur çünkü. Kendi hazzından başka  birşey düşünmemek, önünü arkasını görmemektir. Oysa medeniyet ve aydınlanma sancılıdır. Afedersiniz amiyane olacak ama götünü sıkmaktır. 

 

Boşverin biz tabloya dönelim. 


Sanatçıların birşey söylerken son tahlilde vardığı yeri kendisi de tahayyül edememiş olması vaka-ı adiyedendir. Kimisi haddimi aşmışım diye af diler,  kimisi inkar eder yakayı kurtarır, kimisi inkar etse de yırtamaz başlatı gider. Önemli olan yaratım sürecidir ve bir sanatçıya önceki işlerine bakarak bu şucudur bucudur diyemezsin, çünkü insan fikri değişkendir. ufacık bir şüphe, ufacık bir sinyal düşüncenin yönünü ve keza inanışı 180 derece döndürür. Burada olan bu mudur bilemiyorum. Ama ben bu adamın ne okuduğunu ne düşündüğünü nasıl bir entelektüel iklimde varolduğunu çok merak ediyorum.  Bana Kilisecilikten çok insan doğası uzerine kafa yorduğunu anlatıyor bu tablo. 

Ve sanki üstünden yüzyıllar üstü yüzyıllar geçmemiş gibi hala aynı sorunsalla meşgul gündemimiz. Taşkınlık sapkınlık suç mudur değil midir? Taşma izni kime verilmelidir? Herkes taşarsa deniz biterse ne olur?  Marsa taşınırsak sorun çözülür mü? Marsta ot biter mi dahası yetiştirmek caiz midir?


Vay be nerden nereye… 


Bir sonraki yazımda Bosch’un o dönemlerde neleri okumuş olabileceğini, reforma giden yolun başında neler olduğundan bahsederek bu seriyi tamamlamayı ve yeni yıl gerisayımına geçmeyi planlıyorum. Herkese iyi pazarlar. En büyük Cim Bom :p



18 Aralık 2025 Perşembe

Oh My God!





Kabul ediyorum bu bi manyaklık bu tabloları yemek istiyorum. 

Benim yaptığım sıklıkta müzeye gidip bu kadar masterpiece’e yakından bakınca artık bu tablo ne anlatıyoru geçip bu tablo ne düşünüyora geliyorsunuz. Ve düşünmeye başlıyorsunuz.

Sonrası Oh My God!


Bu arada türk kahvesi , pişirme usulu itibarıyla dünyadaki en sağlıklı kahve tüketme biçimi. Bilin diye söylüyorum. 

 

Earthly Delights paneline gelmiştik değil mi? 


Ne görüyorsunuz? sol panelden orta panele geçince ne değişti? 

Yani insan cennet düzeninden bunalıp biraz sınırları zorlayıp, arzulara kapılıp, haddini aşınca görüntü bu mudur? 


Biraz Brabant coğrafyasına dönmek  istiyorum. 

Deniz uzaktadır, kuzey ve güney Brabant şehirleri kanallarla denize açılır. Büyük büyük yeşil düzlükler vardır. biliyorsunuz Hollanda sudan bir yer. Malum lowlands diyorlar. Çünkü su seviyesinin altında. Amsterdam ve kuzeyi… Brabant ise su seviyesinde ve biraz üstündedir. ormanda dolaşırken birden Islak toprakla karşılaşırsınız bazı düzlüklerin arasında göller ve sazlıklar görürsünüz. Tilburg’da güzel büyük bir park vardır Leipark. İçinde bu tablodakine benzer göletler var. Bana direkt çağrışım yaptı. 


Mekanda hayalgücünden çok yasadığı coğrafyayı kullanmış. Dünyası Brabant. Dağ yok, düz ve kanallı. 

Peki suyun ortasından büyüyen formlar?


Cennet panelinde suyun tam ortasında ve pembe. 

Hem bir bitki hem bir binaya benziyor. Öyle kendi kendine çıkmış gibi, yani yaradılış esnasında varmış gibi. 

Kuş sürüsünün havalandığı ise daha çok bir mağarayı andırıyor, pagan tapınakları gibi bişey. Bu öyle değil daha eerie bir form. Womb gibi. Ama tepesi bir katedralinkine benziyor ve baykuş nedense oyuğu seçmiş. 


Orta panelde bu formlar üremiş sanki. 

Renkleri ve volümleri değişmiş. Orta paneldekiler daha bi yapıya dönüşmüş. Insanlar içlerine girip çıkıyor. Belki her giren çıkan birşey ekliyor veya birşey koparıyor. Malum kaos ortamı. 


Orta panelde çılgın bir teşhir görüyoruz. Bikere nüfus aşırı artmış. İnsan alırı üremiş ve toprağa sıkışmış görünüyorlar. et et üstünde. Herkes anadan üryan ama kıtlık varmış gibi görünmüyor. Meyvelere bakın devasa çilekler, frambuazlar, elmalar. Sağ tarafta elma koparan ademler var. Üç Havva’ya üç Adem sahnesi çok iyi. Yalnız Ademlerden biri Havva’ya koca bir çilek getiriyor elma yerine. Velhasıl kelam hudutsuzca savaşanlar, sevişenler yiyenler, içenler, uçanlar…

Sonra?

Sonrası cehennem.


Benim (ve muhtemelen pek çok insanın da keza )en çok ilgimi çeken panel bu Sağ panel.

Dali filan hep bu panelden besleniyor.


Fark ettiniz mi? Cehennem ne kadar muzikal…


Büyük orgyden sonra ne olmuş? 

Baykuşa sorar öğreniriz bi ara.


Bu arada bir şey daha dikkatimi çekti. Orta panelde hiç bir yerde din adamı yok veya kilise hayatını çağrıştıracak herhangi birşey. Biblical göndermelerden bahsetmiyorum. Bu garibime gitti çünkü kilisenin sosyal hayatın en önemli parçası olduğu dönemden bahsediyoruz. Yani garden of earthly delights sahnesinde kiliseden birileri hiç mi ortama uymuyordu?


Başa dönüyorum. Sizce bu tablo ne düşünüyor?


Gündem neydi ona bakmak lazım. 



17 Aralık 2025 Çarşamba

Cennet’te balık, kuş, baykuş




Vikinglerde ‘the dead will conquer Paris’ bölümüne geldim. 3. Sezon. netflix kitlesi sınırlayıcılığından dolayı yavaş yavaş sagalardan kopuyor senaryo,  ama hala tarihsel bütünlüğü korumaya çalılıyor. 

Geldik Paganların, Hristiyanlığın sınırlarına dayandığı tarihin o açık ve de seçik ama hala belirsiz noktasına. 


Pagan sembolizmiyle Hristiyan sembolizminin geçişgenliği tavuk mu yumurtadan yumurta mi tavuktan çıkar sorunsalı 


Biz tabloya dönelim. 


İç sol panel Cennet, orta panel kaotik Dünyamız,  iç sağ panel Cehennem


Okumaya soldan başlıyoruz.

Şüpheye mahal vermeyecek şekilde Adem, Havva ve İsa’yı önce bi gözümüze sokuyor. O tamam da; cennetin geri kalanı hiç de ağız sulandırıcı görünmüyor dostum. yani ne umuyorduk ne bulduk? 


Bir sürü kuyruklu hayvan, biraz çayır çimen, bir öbek mevye ağacı, biraz su biraz kayalık bir de kuş sürüsü. Bu mudur? 

Aslında bugün şehir insanı için tam da budur🤌


Bu Triptik, resim tarihinde çok önemsenen bir tablo malum, ama ben baktıkça ve baktıkça ve baktıkça ve daha da detaya indikçe yeterince iyi okunmadığını ve yeterince önemsenmediğini düşünüyorum. 


Bosch’un bunu mantar kafasıyla filan çizdiğini söyleyenler afedersiniz ama gerçekten çok cahil yaratıklar ve aşırı yüzeysel bir okuma yapıyorlar. 


Bu Bosch, bu tabloyu, bir gün içinden geldiği, aklına estiği için oturup çizmedi. Bosch sanıldığı kadar yalnız ve izole değildi ve o Illustrious Brotherhood of Our Lady klübü de öyle azımsanacak bir yapı değildi bence. Elit ve zihinsel bir ağ olduğunu düşünmek gerekir. Bosch’u sapkın olmaktan kurtaran yapı!



Yani düşünsenize kilisenin mütemadiyen tetikte olduğu bir dönemde bunları çizen bir adama ne yapılmazdı?

Ama yapılmadı.

Öyleyse bu tablonun bir sipariş olduğunu ve aslında bir algı yönettiğini kabul edersek pek çok şey yerine oturuyor. 


Panellerde yüzlerce figür var. bir çok figürun bedeni deforme olmuş. Yani yarı insan yarı hayvan , yarı hayvan yarı başka hayvan vs.  Ama en çok balık ve kuş. 

Bende ilk kuşku uyandıran şey bu olmuştu. Balıkların çeşitliliği maaşallah!. Brabanttan çıkmamış bir insan bu kadar küçük balığı rüyasında mı görüyor? Benim balıkçıda gördüğüm bi somon yani. On sene küçük balığa hasret yaşadık. 

Bana sorarsanız bu balıklar Brabanttan çıkmaz bilinçaltından çıkar. Ya da başka bir manası var. 


Soralım mı GPT’ye ? Pagan sembolizminde balik ne ifade ediyor?


Fertilite, Feminen enerji, doğurganlık, su, ay, döngü


Freyja: cinsellik, doğurganlık, bereket tanrısı. 


Bosch napıyor? 

Pagan sembolü alıp Hristiyan ahlak filtresinden geçiriyor. 

Bereket 👉taşkınlık;

doğurganlık👉 kontrolsuz çoğalma ; 

Feminen güç 👉Adem  kanadında tehdit oluyor.


Bu arada bir parantezle biraz kafanızı karıştırayım. Geçen yazıda bahsettiğim Büyük Perhiz orucu vardı ya? Orada et yasak ama balık serbest. :b


Peki Hristiyanlık’ta balık?


Aaa Isa’nın sembolü değil mi?

Ichthys


GPT diyor ki, erken Hristiyanlıkta balık bir şifreydi. 


Erken Hristiyanlıkta balık, bir şifreydi.

Yunanca ΙΧΘΥΣ (Ichthys) kelimesi:

  • İēsous → İsa
  • Christos → Mesih
  • Theou → Tanrı’nın
  • Yios → Oğlu
  • Sōtēr → Kurtarıcı

Yani:

“İsa Mesih, Tanrı’nın Oğlu, Kurtarıcı”


 

Vikinglerde güzel bir sahne var hangi bölümdeydi hatırlamıyorum ama Ingiltere’de Kral Ecbert,  Athestan’a saraydaki Roma hamamının duvarlarındaki Romalilardan kalan resim ve heykelleri gösterirken, figürlerin pagan sembolizmine yakınlığından bahsediyor, insanların bu bilgiden korkacaklarını, onun yerine bunları devlerin çizdiğine inanmayı tercih ettiklerini anlatıyor. Ilginç bir sahneydi. Insanın inkara bu kadar yatkın oluşu gerçekten çarpıcı. Devlere inanıyorsun ama Romaneskin paganlardan geldiğine inanmaya gönlün razı gelmiyor. 


Neyse biz Incil’deki balık sembolizmine dönelim. 

Isa havarilerine demiş ki: Sizi insan avlayan balıkçılar yapacağım.


Dediği şey şöyle yorumlanıyor :

Balık insan 

Ag iman

Deniz kaotik Dünya


Balık öyle masum ki kurtarılmayı bekliyor. 


Triptiğe bi dönelim bakalım balık o kadar masum muymuş?

Bosch bunu niye ters yüz ediyor?

Şunu mu soruyor? 

Eğer insan arzusu sınır tanımazsa kutsal sembol bile yozlaşır mı?


Böyle de canımı ye diyor Kilise o zaman Bosch’a 

Yürü ya kulum!


Tamam sulandırıyorum kuşlara gelelim. 





Kus hem Hristiyanlıkta hem daha eski pagan sembolizminde ruh’la ilişkilendiriliyor.


Gökyüzüyle temas.


Kuş yukarı bakabilen varlık. Bir de uçan. Ruhun bedenden uçması gibi…


Bir de doğa hiyerarşisi var.

Kuş yukarıda

Insan ortada

Balık dipte


Cennet panelindeki kuşlar masum görünse de diğer panellerdekilere bakınca insan bir ürperiyor yani. 

Nordik mitolojide Odin’in kuzgunları bile daha az ürpertici. 


Orada kuş sezgi ve bilinçle de ilişkili. 


Peki baykuş?


Cennet panelinde gölün ortasında sürreal bir bina mı bitki mi ne idüğü belirsiz pembe bir organizmanın tam ortasındaki oyuğun içinde bir baykuş çizmiş. 

Baykuş diğer panellerde de ziyadesiyle var. 


Bizim bildiğimiz baykuş bilgelik sembolüdür. 







Soruyorum GPT’ye 

Yok o Antik Yunan diyor. Ortaçağda baykuş aydınlanma değil karanlıkla ilişkiliymiş.  Eee taa Antik Yunandan bilmeye başlarsan ortaçağda akıbetin corruption tabi.


Karanlıkta goren, gizli günahların tanığı, sapkınlık, gece vs vs.


Vay canına çok sinsi


Yani henüz günah yokken baykuş orada….


Brilliant!


Orta panele geçmeden bi kahve yapayım kendime. 

Devam edeceğim.