Beatriz Gonzalez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beatriz Gonzalez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2026 Salı

Günün tablosu : Los Suicidas del Sisga

 



Kolombiyalı ressam Beatriz Gonzalez bir kaç gün önce 93 yaşında gözlerini kaptmış ebedi uykuya dalmış. Haberi Hollanda kaynaklı bir web sitesinden aldım. Bizim medyada haber olması mümkün değil gündemimiz o bu şu ile fena halde meşgul zira. Bu ressamın adını, öldükten sonra da olsa zikreden Türkçe bir kaynak olsun istedim. 


Birşeyleri ters yüz eden insanlara hep saygı duymuşumdur. 

Beatriz Gonzalez’in resimlerine bakarken işte bir başka pop-art zırvalığı diyenleriniz olabilir. “Warhol bitirmiş siz artık dağılın” diyenler vs. 

Ama öyle değil. 

Bazen de tam da o surette görünür ama başka birşey söylersiniz, işte o acıtır. İşte o sarsar. İşte odur bilineni tersyüz eden. 


Pop-art tüketimdir, ambalajdır, parlaklıktır, ironidir, reklamdır. Bayılırız.


Gonzalez, üçüncü sayfayı resmeder.

Bakın bu üç tablo birbirinin üç farklı renk tonundaki versiyonu Los Suicidas del Sisga 1965’de bu kadının sesini duyuran en hit çalışması.  


Kim bu çift biliyor musunuz?

Antonio María Martínez Bonza (25) ve Tulia Vargas (20)

Bogota’da öylesine aşık bir çift. 

Ama aşırı hisli aşık bi çift. Bu aşk nasıl saf kalır diye sorup duran, delirmeli aşık bir çift. 

Bir sabah uyanıp yapabilecekleri tek şeyin ölmek olduğuna ayılıyorlar. Ve Bogota yakınlarındaki Sisga barajına atlamadan önce fotoğrafçıya uğruyorlar. İntihar etmeden önce bıraktıkları bu fotoğraf onların cansız bedenleri bulunduktan sonra yerel gazetelerde “Los enamorados suicidas dejaron su última foto” başlığıyla yayımlanmış. 





Arşive gömülmüş bu fotoğrafı gün yüzüne çıkartmak istemesini anlıyorum. Şu fotografın  güzelligine bakar mısınız? o eller, o çiçeğe sıkı sıkıya tutunuş. fotografçının hiç birşeyden habersizliği....bu fotografın yok olup gitmesine nasıl gönlü razı olur insanın?




Ama ne yapıyor? 

Perspektifi , gölgeyi, hacmi yok ederken imajı duvar kağıdı gibi düzleştirme; bilinçli bir anti-virtuozite???

Figürleri kahramanlaştırmak değil, olayı yüceltmek değil, toplumsal hafızanın sıradanlaşıyor olduğuna dikkat çekmek. 

Bu iki insanı nasıl da unuttuk? 


Bu ilginç diye ve biraz nasıl bir ressam olduğunu resim sanatında nerede durduğunu vurgulamak için bu tabloyu seçtim. 

1980’den sonraki işlerine bakarsanız nasıl hardcore girdiğini görebilirsiniz. 


Yani demem o ki gazetenin üçüncü sayfa haberlerinde gördüğümüz halktan insanın trajedisini gazetecilik dilinden kurtarıp estetize ediyor olması dışında politik bir bellek sorunsalını tartışıyor olması onu pop-art’tan biraz farklı bir yere konumluyor bence.