Todd May etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Todd May etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2026 Pazar

ne kadarı umrumuzda? ne kadar umrumuzda?




Political philosophy’ci (Barbaros Şansal’a göre sonuna ci ci cu ekleri alan hiç bir iş meslekten sayılmaz; kendisinin bastıra bastıra ben terziyim modacı değilim diye atarlanmasına ölüp bitiyorum) 

Todd May’in ‘Care’ diye bir kitabı var. Ayrıntı yayınlarından ‘Özen’ diye çevrilmiş. Bence ‘Değer’ ya neyse. Çünkü gözünü sevdiğim Türkçe ‘care’ i  ‘value’dan ayırmaz. ikisine de ‘değer’ der. Turkçemiz halihazirda filozofik bir dildir bakmayın. 

Özen başka bir güzide ifademizdir. Kitapta o mevzuya da girilmiştir muhakkak ama…


Insanın kimliği, kim olduğu değer verdiği şeylerle belirlenir, tanımlanır diyen Todd May hocamız ‘Değer’in de bir bir karşılığı/ölçütü (value) olduğunu söyler. herzaman değil ama ‘value’yi de hadi ‘bedel’ diye çevirelim. 


Daha kitabın başında, hemen mevzuya girer girmez, bir sörfçüyle sohbetini anlatır. 

Sözüm ona tatilde bir sörfçüyle iki lafın belini kırarken düşünmüş bunları. 

Filozofçuluk da böyle birşey. Sörfçülerin takıldığı yerde tatil yaparken felsefe kitabi yazabiliyorsun. 


Kitabın Türkçesi bende yok. onun için bu kısmı çeviriyorum naçizane 


Birden bir kaza yapsan ve seni hayatin boyunca sörf yapmaktan men edecek bir sakatlıkla karşı karşıya kalsan ne olurdu?bu durum seni nasıl etkilerdi?


Dediğine gore bu şeytan kulağına kurşun soru karşısında sörfçü çok da rahatsız olmamış ve dürüstçe cevap vermiş.  

Demiş ki ‘kendi benliğimden bir parçayı kaybetmiş gibi hissederdim.’ 


Todd May bakmış adam nazik, tüm münasebetsiz sorularına bi cevap veriyor devam etmiş. 

Diyelim ki böyle birşey başına geldi ve sen uzun yıllar sorf yapamadan, hayatına devam ediyorsun. Diğerleri sörf yapmaya devam ediyor. Fakat bir gün birşey oluyor ve sörf yasaklanıyor. Atıyorum iklim kriziyle ilgili bir düzenleme sebebiyle sörf yapılamayacak. Bu seni ne kadar ilgilendirirdi?


Tövbe soruya bak! vay uyanık nereye bağladı. 


Sörfçü hemen atılmış ‘tabiki çok ilgilendirirdi, ben yapamıyor olsam da sörf sporunun yok olmasını istemezdim.’

Bu da en az kendisinin yapamaması kadar büyük bir kayıp hissi verirmiş sörfçüye. Öyle demiş.  


Todd May burada kesiyor hikayeyi başka bir örneğe geçiyor. 

   

Ben hiç tatmin olmadım bu girişten. 


Ben sörfçüyü bulmuşken asıl şunu sorardım ‘kayıp diyorsun, eksilmekten bahsediyorsun ok. Peki ne kadar?’ Yani bu olmasın diye ne yapardın? 


Başka türlü sorayım. Sokaktaki dar gelirli birine mikrofon tutalım. 

İştrn çıkarılmak mı i yoksa memlekette enflasyon düşsün mü istersin diyelim.

Cevap ne olur sizce? 

(Çünkü bir çok kuzey Avrupa ülkesi enflasyonla savaşırken iş alımlarını durdurdu ve ve kontratlar uzatılmamaya başlandı.) 

Aynı şey mi?

Kesinlikle. 


Ve mevzuya gelelim.

Minneapolis’te olanlarla hepimiz ilgileniyoruz değil mi bir şekilde sosyal medya vs sayesinde. 

Yani ‘we care!’


We do care ve kaydırıyoruz, oralarda yaşayanlar mum yakıyorlar, bazıları yürüyüş yapıyor, kitlesi olan mikrofona ağlıyor, bazıları polisle çatışıyor.  Yani değer de derece derece mi? Misal mum yakanla, bedenini siper eden için aynı değerden bahsedebilir miyiz? 


Renee ve Alex’in öldürülmesi neden infial yarattı? 

Bu bir vicdan regulasyonu mu? 

Çünkü biliyoruz ki ilk değiller. 


Barthes’in sözü geldi aklıma ‘Toplum bazı ölümleri doğal kabul eder’

Şimdi bunu neden etmedi? Burada gerçekten bardağı taşıran nokta nedir?


Ve fakat ‘önemsemek’ yeterli olacak mı?

Bence  ‘Care’ bedeli eşit dağıtmadıkça asla tam olarak kolektif olamaz.’ 


Todd May ilişkiye bakıyor da yapıya yeterince bakmıyor sanki. 


Herkes lafa gelince adaleti ister sever. Ama kendi konforlu alanından çıkmadan sağlanacaksa adalet …

Büyük resim zamansal ufuk, kolektif hayal, ortak gelecek dili şart koşar. Simdi kim uğraşacak tüm bunlarla? kaydır geç alla’sen. 


Doğru olduğunu bildiğim şey için  bedel ödemeye çağrılıyorum ama o bedelin gerçekten bir şeye dönüşeceğine inanmıyorum. 

Iste çağımız insanının depresif çelişkisi budur. 


Ben Renee ve Alex’in ölümlerinin infial yaratmasındaki en önemli sebebin şu olduğunu anlıyorum. 


Onların ölümü otorite tarafından yönetilebilir görüldü. Ve bu ilk defa insanları bi ufak korkuttu. 

Bakalım bu korku ne kadar değer yaratacak?


Achille Mbembe’nin Necropolitics kitabında ‘kim yaşayabilir, kim ölebilir, kim yavaş yavaş harcanabilir? Sorusu var. 

Diyor ki aslında:

Devlet bazılarını yaşatır; bazılarını yıpratır ve toplum kimin yıpratılacağına dolaylı onay verir. Buna da nekropolitik rıza denir. 


Yani ‘Care’ bedelsiz olunca düzenler hiç sarsılmıyor. Sen sabaha kadar önemse. 



not: Neropolitics henuz Turkceye cevrilmemis ama Iletisim yayinlarindan cikan Dusmanlik Politikalari da derdini anlamak icin okunabilir.