29 Temmuz 2018 Pazar

özgürlük öpücüğü


Bu baktığınızda kocaman bir grafittiymiş gibi görünen duvar, aslında 6000 tane küçük seramikten oluşuyor.  Joan Fontcuberta'nın  El Món Neix en Cada Besada / The world begins with every kiss adlı eseri  Plaça d'Isıdre Nonell'de.
Kiss of Freedom duvarı diye sorarsanız tarif ederler.

Aslında Barcelona sakinlerinin ve yerel El Pais'in ortak çalışması.
El Pais gazetesi 2014'de Barcelona'nın düşüşünün 300. yıldönümü sebebiyle bir kampanya başlatıyor. İnsanlardan fotoğraf göndermelerini istiyor. Özgürlüğün bir ifadesi olduğunu düşündüğünüz her hangi bir fotoğraf gönderebilirsiniz diyor. 6000 fotoğrafın içinde yok yok. İnsanlar, binalar, heykeller, hayvanlar vs.vs. 6000 tane fotoğraf seramiğe basılmış. Çok etkileyici. insanın tek tek fotoğrafları inceleyesi geliyor ama birileri sürekli duvarla fotoğraf çektirmek istediği için fazla yaklaşamıyorsunuz. Bu durum biraz can sıkıcı.



Duvarın hemen yanındaki küçük tabelada da şöyle yazıyor:

The sound of a kiss is not as loud as that of a cannon, but it’s echo lasts a great deal longer.

yani;

Bir öpücüğün sesi bir mermininkinden daha gürültülü değildir belki ama yankısı çok daha uzun sürer.
-Oliver Wedell Holmes-



28 Temmuz 2018 Cumartesi

Barcelona'ya kaldığınız yerden...ve bir de sokak performansı!

Bukkadar global bir şirketin teknik servis hizmetinin bir ülkeden bir ülkeye bukkadar sinir bozucu şekilde değişik olmasına şaşırdım kaldım. 10 gün önce bilgisayarım sizlere ömür... Otopsiye götürdüm. 3 hafta ila 4 hafta alır dediler. Yok deve!
"iyi... datayı kurtarıp transfer edelim" dedim. Yeni yasa çıktı "dataya dokunamayız back up alsaydınız" dediler. "Time machine" diye bir şey varmış.  Barcelona'da Apple'ın kıçı kalkmış bundan bunu anlıyoruz. Sinirlenince de hemen "tranquila sinyorita" filan diyip adamı deli ediyorlar. Neyse çözdüm bişekil.

Barcelona günlüğüne kaldığım yerden devam edeceğim yani. Robert Hughes'un harika kitabı "Barcelona" eşliğinde "modernista" akımını ve Katalan kültürünü idrak ediyorum. 

Henüz Montjuic'e teleferikle çıkıp Miro müzesine gidemedim ; illaki gitcem. Kitapta da tam o kısımdayım. Çok enteresan bir tesadüf -tesadüf mü desem bilemedim, Hemingway sürprizli bir kişilik sonuçta- le karşı karşıyayım.

Jasint Verdaguer diye bir rahip-şair'in şu şiiri...

Dolça Catalunya,
patria del meu cor,
quan de tu S'allunya,
d'enyorça es mor.

ingilizcesinden çeviriyorum:

Tatlı Katalunya
kalbimin memleketi
senden uzakta olmak
hasretten ölmek demek.

"Enyorança" yani "sıla hasreti" 19. yy la kadar Katalan Edebiyatına bulut gibi çöken temel metaformuş. Şimdi bir zaman önce Miro'yla ilgili şu blogpostun https://justdriftingaround.blogspot.com/search?q=miro  son kısmında da not düştüğüm Farm ve Hemingway'in yorumunu hatırlatıyorum size.
 
Heyt be bir tabloya bakıp ne yorum yapmış diye düşünmüştüm. Vay uyanık meğer mevzuya hakimmiş. Miro'nun henüz yeniyetme bir sanat öğrencisiyken ilikerine işleyen metaforun farkındaymış. Eğer durum bu değilse ne diyim bilemedim.

bu da günün sokak hareketleri buyrun;




6 Temmuz 2018 Cuma

Art Nouveau’ ya giriş ve Gaudi demiş ki:


Doğa süslüdür!
süs renktir, pırıltıdır, ışıktır...
çiçekler binbir renktir. Aynı türden olsalar bile her birinin rengi; aynı renkten olsalar bile her birinin tonu farklıdır. Doğa hepsini müthiş bir estetikle takar takıştırır, zevkle taşır. Kırmızılar, maviler, sarılar, morlar; eflatunlar...
yeşile ne demeli? Binnn tonu yeşilin...

kontrast candır!

Akdeniz ışığı gibisi yoktur.
Muazzam bir armoni vardır Akdeniz ışığında.
Neden ?
çünkü ne yatay ne dikey düşer akdenize...

Kuzey ülkelerinde yataydır ışık ve azdır.
Tropiklerde sert ve dik gelir. işte onun için mimari Akdeniz’lidir.
çünkü mimari bir görsel sanattır. Doğadan ilham alacaktır Mimar.

Bi de krokodil derisi acayip bişeydir. Gökkuşağı gibi bişeydir.

(Yani kelimesi kelimesine bunları demiş olmasa da dediği bir sürü şeyden bunları anlıyorum;  özetledim size)


Art Nouveau’ya buradan gireceğiz demekki.  Mimaride Art Nouveau Katalanların adlandırmasıyla Modernizm ve bir visual artist olarak Gaudi’ye bu noktadan bakalım o zaman.      

La pedrera yani Casa Mila; Casa Battlio; Guel Parki ve tabiki Sagrada Familia. Hepsini anlatacağım yavaş yavaş.

Şimdi ömrünün son üc gününü geçirdiği Santa Creu hastanesinin avlusundayım. Tramvay çarptıktan sonraki 3 gün eskiden burada olan hastanede yatmış.  Artık burası hastane degil ; eczacılık fakültesi binası ve bir kütüphane var. Rambla’dan aşağıya inerken sağda Calle del Carmen veya calle del hospital aralığı gözünüze çarparsa hemen sapın ve bir avluya açılan kocaman eski bir kapı görene kadar ilerlerseniz kendinizi orada bulursunuz. Annem gunde 1500 tane whattsapp videosu gönderiyor olmasa iPhone 'storage full’ demezdi fotosunu çeker yapıştırırdım ama belki başka bir gün.

Şehrin göbeğinde ama sessiz sakin; aksam üzeri bir bank bulup oturup biraz Gaudi hakkında birşeyler okumak için çok uygun bir gizli bahçe.
Not; Sokağın basında da bir çikolatacı var CHÖK.








akşamüstü parçası; (gothic quartier - katedral meydani sokak performans)



Videoyu dün akşam çektim; taze yani! (rüzgar sesi biraz hışırtı yapmış gerçi... ama idare edicez artık)

bu arada...
Barselona’da sokakta çalıp söylemek icin baya baya seçmelere katılıp kazanmak gerekiyormuş. Sonra kurra çekiyorsun; mekan ve zaman için. Kafaya göre bi köşe kapmak yok yani. 

1 Temmuz 2018 Pazar

'Neydik ne olduk!' diye diye driftin’ in Barcelona!

Valla deniz-güneşe doyulmuyor! Barcelona 90’larin Turkiyesi gibi. Medeni! şen şakrak! her bakımdan cennet izlenimi veriyor. ( bu arada insan iç çekiyor neydik ne olduk diye.)  Amma! aynı zamanda aklı bir karış havada (burada da halkı bağımsızlık davasına uyutuyorlar), vurgunculuğa müsait,  bağımsızlık  derken faşizmin ayak seslerini duyamayacak kadar kavak yelleri kafasında bir Barcelona. Gelecekten geliyorum, bu saadet çok uzun sürmez görünüyor.  Ama Katalanlara (kadın, erkek, çocuk) hayranım. Gerçekten tatlı, kaliteli insanlar. (Izmirlilere benziyorlar biraz -90 ve öncesinin izmirlilerine ;b

Kendimi halk plajından ve deniz mahsülleri tapaslarından alabilirsem bu hafta; belki bir iki bina görür; mimaride art nouveau akımını yerinde idrak ederim; şu  'deli midir nedir’ diye arkasından konuşulan dahi Gaudi’yi iyice bi anlamaya çalışırım diyorum.

Bu arada o kadar da boş gezmiyorum. Gittim, çok kral bir retrospektif sergi gezdim.

Lita Cabellut.
Hala hayatta olan en beğendiğim ressamlardan biri. Ressam; şair vs. vs. Tam manasıyla sanatçı işte.
size de kıyağım olsun serginin 7 dakikalık videosu mevcut.
drifter proudly presents!



Enteresan bir kadın; özel bir hikayesi var.
1961’de küçük bir Aragon kasabasında -aslında çingene köyü diyebiliriz- doğmuş. 12 yaşına kadar Barcelona’da sokakta yaşamış, dilenmiş orda burda... sonra hali vakti yerinde bir Katalan aile tarafından evlat ediniliyor ve şansı dönüyor. Madrid’deki Prado Muzesine götürmüşler; orada Goya’yi görmüş vurulmuş.
Yetenegini fark etmişler ve sanat okuluna göndermişler. Böyle de insanlar var dünyada işte.
şimdi Hollanda’da yaşıyor. Büyük ölçekli portrelerde geleneksel fresk tekniği ile modern yağlı boya tekniğini kendine has biçimde - taklit edilemez şekilde- birleştirdiğini söylüyorlar sanat eleştirmenleri. Ben baktığımda gerçekten söyleyecek sözü olan biri yapmış bu resimleri diyebiliyorum.

size bir şiirini çevireyim: ('statement’ başlıklı)


Eğer fırça darbelerim konuşamasaydı;
gördüğümde bir perspektif yakalayabilmek icin
ayaklarım ileri veya geri bir adım bile atamasaydı
Eğer kafamda, çelişki ve şüphe hüküm sürüyor olmasaydı
gülüyor ağlıyor olmasaydım
beyazla kamaşmıyor, maviyle aşka gelmiyor olsaydım
ne yalnızlık, ne yalnızlık
olurdu bana kalan!



hybrid photography diyorlar; enstallasyon materyalini üc boyutlu efekt yaratacak sekilde fotoğraflıyor; bu da kendi yarattığı bir teknik 

27 Haziran 2018 Çarşamba

Barcelona’da summer solistice ya da San Joan festivali

Geldiğimden beri havai fişek patlatıyorlar. Ne ola ki dedim? En kısa geceleri kutluyorlarmış. Sokak aralarında, parklarda, teraslarda, plajda... havai fişekler, çatapatlar, kız kaçıranlar (gerçi kızların kaçtığı filan yok ya) vur patlasın, çal patlasın...
Biliyorsunuz böyle şeyleri öğrenmeye meraklıyım; historical background’u nedir filan... Onun için önüme gelene soruyorum haliyle. Bunlar da bizim gibi parti olsun da bağını sorma kafasındalar. Ama yok illa öğrenecem.  Barselonalı arkadaşım Lynn’e soruyorum. O bilir böyle şeyleri o da çok meraklı.






23 -24 Haziran en uzun gün; en kısa geceler...
Güneşin dünyaya bahşettiği enerjinin en fazla olduğu günler. Güneş verimliliği sembolize ediyor. Verimliliğini arttırmak ona biraz daha güç vermek icin insanlar da ateş yakıyorlar.
şimdiyse ; modern zamanların icadı havai fişek...

Sant Joan’in uç sembolu var: ateş, su ve otlar.
ateş saflığı sembolize ediyor; onun için ateş yakıyorlar etrafına geçiyorlar seyrediyorlar arınıyorlar:  su iyileşmeyi bu yüzden gece denize girip yıkanıyorlar; yaralar filan iyileşiyormuş ve son olarak otlar şifayı sembolize ediyor: rivayet o ki o iki gece yenen otlar şifa açısından 100 kat daha etkiliymiş.

Geç bunları...
Bu tarihlerde barcelona’da olacaksanız şanslısınız sabaha kadar çılgın partiler var. Bunu bilin yeter bence!




26 Haziran 2018 Salı

Ronaldo’dan hoşlanmıyorlar degil; hakkında baya pis konuşuyorlar!

Ispanyolların en sevdiğim yanlarından biri de tıpkı bizde olduğu gibi futbolun ve siyasetin sosyal hayatlarının, muhabbetlerinin bir parçası olması. (Hollanda’da asla böyle değil; hem futboldan hem siyasetten konuşan bir hollandaliya rastlamanız neredeyse mümkün değildir.) Ama burada, Futbolla hiç ilgilenmeyen biri bile o aksam maç olduğunu; kiminle oynandığını biliyor. Biraz daha zorlasan hakemin adını söyleyecek.

Bir de herşeye bizim gibi duygusal bakıyorlar.
Iran maçını izlerken Ronaldo gol atınca mevzu acıldı. Barcelonalılar abartılı şekilde Ronaldo’dan haz etmiyorlar. Katalan spor basını Ronaldo hakkında çok nadiren olumlu haber yaparmış. Ronaldo’yu severim; Messiyi sevdiğim gibi...Futbolcu olarak bir kademe de önde görüyorum Messi’den, ne yalan söyleyeyim.  Ben biraz övgüyle bahsedince suratlar düştü hemen.  Garipsedim koca koca insanlar neticede!



25 Haziran 2018 Pazartesi

tatil o zaman!

Sizin için nedir bilmem ama benim için tatil kendini unutmak.  Dayatılanı; kim olduğunu unutmak… anne olduğunu  çocuk olduğunu  koca olduğunu  öğretmen, bankacı, öğrenci, dişçi bilmem ne; artık cemiyet hayatında ne diyorlarsa size işte onu yoksaymak…
Yenilmiş olduğunu unutmak mesela…
böyle 36 derecelik hükmü olan bir enerji kaynağı olarak dolaşmak orda burda. Mümkünse başka bir yerde; bambaşka bir yerde…

Teoride iyi de; bakalım…

Derken kendimi yine barcelona’da buldum. 
Bu kez biraz uzun kalacağım. Bir Barcelona günlüğü yazacak kadar diyelim. 
Bu parça da Kahramanmaraş'tan ilk kez milletvekili çıkartmış CHP’ye gelsin. Kaldıysa öyle bir şey!


"in politics nothing happens by accident if it happens you can bet that it was planned that way."
-Franklin D. Roosevelt-



10 Haziran 2018 Pazar

çok güzel pazar #2


"Sylvia Says"
I sweep the cobwebs away
Rise from the slumber room
Kicking around come what may
Sell me a trick or two
The rising sky up above
Always au rendez-vous
Somewhere I've been dreaming of
Over the rainbow too

I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says
I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says

Picking my socks for the day
Quietly states my mood
Can shape the future with clay
Stars waltzing out in blue
All is beyond and above
Nothing like deja vu
This time I let down the gloves
Awaking to bring me through

I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says
I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says

What does the book have to say?
I really don't have a clue
If by the end of the day
Happy fool I salute
For what I'm about to receive
May the lord make me true..
..ly thankful, then I'll believe
Any crap, any cue...

I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says
I shut my eyes and all the world drops dead
Sylvia says
I lift my lids and all is born again
Sylvia says



bahsedilen şiiri bir de bu kız çok güzel okuyor.