24 Ağustos 2013 Cumartesi

yoldaki drifter'dan tutarsız zaman notları # 7 ; milano graffiti


Bu graffiti'ye bakıp da Milano'da çok muhteşem grafitiler gördüm sanmayın; bu çok istisna! merkezde öyle fazla street art kabilinden graffiti yok, o sea denen arkadaş merkezden uzak mahallelerde takılıyormuş.
merkezde daha çok commercial graffiti dediğimiz; "tabelaya ne para vericem alırım şurdan iki kutu sprey veririm gencin eline şahane resim çizer kepenge" zihniyetiyle yapılmış kepenk üstü grafitisi var;
çok görmek istiyorsanız bir kaç fotoğraf çektim; şurada http://photographicworksofthedrifter.blogspot.com/2013/08/graffiti-milano-2013.html
red kit güzel olmuş onu tuttum.

22 Ağustos 2013 Perşembe

14 Ağustos 2013 Çarşamba

yoldaki drifter'dan zamansız tutarek notları # 5

Bu arada şehirden uzak bir yerde epey durdum. Sahi ne yapmıştı şehir bizlere, aklıma bile gelmedi… çalılar diz boyu, sararana kadar bekledim, çalıların arası bir dolu yaşam, çalılar sararana kadar kimileri dayanamadı öldüler, kimisi yaşıyor fazla düşünmeden. ‘İçimde bir tedirginlik’ günleri geçmiş gibi, ara ara olurdu, ne zamandır yoktu, geride bıraktım. Böceklerden hiç ürkmedim, ürkebilirmiş gibi göründüm hep. Beni öyle bildiler. Sonra çok sıcak oldu, çok sıcak çok dert olmadı hiç benim için. Yağmur yağar toprak çamur olurdu, öyle de oldu bir ara, 
yağdı … çamur oldu…
ozaman neden çamurluk değil de bataklık? Ve tek bir bataklık ismi bile bilmediğimi fark etttim… bataklıklara neden isim koymuyoruz…şöyle büyücek bir bataklık bulursam ona bir isim vermeye karar verdim;   ıslanma devam etseydi biraz daha; çalılar sararmaktan vazgeçmek üzereydiler. Ben de çalıbozan bataklığı koyacaktım adını durduğum yerin.  Çok sıcak yine… üşümekten iyidir, ıslanmaktan iyidir,  yooo niye öyle dedim ki?  ıslanmak iyi geldi aslında.  Mühim değil bazen sözler düşünceleri kısıtlar ya da tam tersi olur. olmaz mı? ıslanmak fena bişey değildir diyeceğim buydu, çamur da pis değildir. üşümekti fena olan…sabaha karşı geliyordu o da…yıldızlar sönüyordu da ondan diyip geçiştiriyordum.
Yeniden ortaya çıkıyoruz, ellerimde karıncalanmalarla. Toprağa basıyorum. Nasıl da kasten ve bu sakinleştiriyor beni. Karıncalardan da küçük karıncılar bileklerimden yol bulup dizlerime doğru tırmanıştalar.karnıma varacaklar mı? onlara izin veriyorum, kaşıntıya aldırmadan, zaten çok sıcak ve kimseyi öldüresim yok. Belki de rüzgarda hareket eden çalılar sararırken oluyordu bunlar, toprağa basan insan hep tedirgindir.
Doğruluyorum başımı topraktan kaldırıp; hala toprağa basıyor ayaklarım. Yüzümü güneşten çektim, saçlarımın nemi boynumu serinletiyor, çok fazla böyle kalamam. Belki bir süre daha.

Sonra yürüdüm, sözcükleri durup beklemedim, onlar ağar ağar…yetişemezlerse geri döneceğim belliki... yan yatarsam toprağa yanağımı koyup, yüzümü güneşten çekebilirim boynumu ağrıtmadan. Çünkü güneş sadece yüzüme çok sıcak.