11 Haziran 2013 Salı

Orantısız mı?

Yahu kardeşim bir kere şunu söylemeyi bırakalım.
Artık buna "orantsız güç kullanımı" demeyi...
bu düpedüz "Hukuka aykırı güç kullanımı"dır.

TOPLU HALÜSİNASYON!

çok tavsiye edeceğim bir kitap var; şu günlerde çok okunası bir kitap gerçekten; üstelik Türkçeye Süha Sertabipoğlu tarafından yeni kazandırılmış bir kitap. Sel yayınlarından ilk baskısı Nisan 2013 Tazecik.
Toplu Halüsinasyon, Allen Ginsberg'in 1952-1995 arasındaki seçme yazıları...

Bakın kitapın arka sayfasındaki kitap tanıtım yazısında aynen şu paragraf var;

Atom bombası, sınırsız artan nüfus, gelişen kitle iletişim araçları ve düşünce özgürlüğüne yönelik baskıların damgasını vurduğu 1952-1995 yıllarının Amerikası, bireye Allen Ginsberg'in deyimiyle "kamusal yalnızlık" getirmişti. Ginsberg, bu yalnızlaşma ve iletişimsizliğe yazdıklarıyla hem bireysel olarak tepki göstermiş hem de bir kuşağın sesi olmuştur. 

ne kadar tanıdık değil mi?

"kitle iletişim araçları ve düşünce özgürlüğüne yönelik baskılar" diyor dikkat edin!
şimdi de kitabın 27. sayfasını aynen alıntılıyorum;

Amerika'nın Düşüşü Ödül Kazandı 

Editörün notu: Bu metin , Ginsberg'in Şiir Dalında Ulusal Kitap Ödülü'ne teşekkür konuşmasıdır. 18 Nisan 1974'te New York Lincoln Center'ın Allice Tulley Salonu'nda Peter Orlovsky tarafından okunmuştur.

Amerika'nın Düşüşü şiir kitabı, Amerikan savaşı -çürümesi sırasında 1965'ten 1971'e kadar kaydedilmiş kişisel ulusal bilincin zaman kapsülüdür. 9 Mayıs 1970'teki Washington Barış Protesto'su Hareketi'nin konuşmacılar platformunda yazılmış kehanet gibi bir bölümü bulunmaktadır:

Terleyen alınlarda beyaz gün ışığı
Washington Anıtı'nnın piramit gibi yüksek granit bulutları
bir ruh kütlesinin tepesinde, çığlık atıyor çocukların beyinleri
sakin çimenlerde
(siyah adam kayışla bağlı sarkıyor dünya çarmıhından mavi kot giysilerin içinde)
Mavi göğün altında ruh parıltısı
Bir araya gelmiş önünde Beyaz Saray'ın hepsi bıyıklı Almanlar
ve polis düğmeleri, askeri telefonları, CIA mikrofonları, FBI böcekleri
Gizli servis telsizleri, Narko Polislerine ve Florida Mafya Gayrımenkul spekülatörlerine 
Interkom hoparlorleri
Yüz bin beden soyunmuş Demir bir Robotun önünde
Nixon'un beyni, Başkan kafatası sandığı gözetliyor dürbünle
Paranoya Smog Fabrikası Doğu Kanadı'ndan burayı.


Burada bir ödül verilerek onurlandırılan kitap daha ziyade yüz yıl önce Walt Whitman'ın bizim Birleşik Devletler'in "uluslarınbelalısı" olacağı yönündeki meşhur kehanetinin şimdi tekrar ilanıdır. Şili demokrasisinin teammüden yıkılması da dahil olmak üzere kendimize ve dünyaya dayattığımız materyalist vahşet, hükümetimizin Orta ve Güney Amerika'da kurduğu diktatörlüklerde değiştirilmesi imkansız bir görünürlük kazandı. Yunanistan'dan İran'a polis devletleri kurduk ve tüm Hindiçin'i harabeye çevirip milyonlarca kişiyi canice katliamdan geçirdik, afyon ticaretini teşvik ettik, toprağı mahvettik, Kamboçya, Vietnam ve Tayland'a hem gizliden hem açıktan askeri tahakküm dayattık.

"Hür dünyayı savunma" vaadimiz gezegenin yaşama şansını yok eden korkunç bir ikiyüzlülükten başka bir şey değildir.On yıllardır saldırgan savaşlara milyarlar yatırıyoruz ve dünyanın yarısı açlıktan kırılıyor. Amerika'nın yüzleşme vakti geldi çattı artık. Bu yıl üç yüz milyar dolarlık bütçenin yüz milyarı Savaş Bakanlığına gidiyor. Militarizasyonumuz öylesine ağır bir noktaya ulaştı ki artık askeri tahakkümden kaçış yok. Polis faaliyeti öylesine muazzam hale geldi ki- Ulusal Güvenlik Bürosu tüm Amerika'nın en büyük polis bürokrasisi ama yine de ne yaptığını neredeyse hiçbirimiz bilmiyoruz.- Amerika'nın bilgisayarlı polis devleti denetiminden kaçış yok.

Watergate, bataklığın üzerinde bir köpük sadece: Yaşayan bir başkanın mahkemeye çıkarılması , ne ordunun yüzlerce milyarlık gücünü, ne de polis devleti aygıtlarının kimbilir kaç milyarlık gücünü sarsabilir. Asker-Polis iktidarını durdurmaya kalkışan bir başkan ya perişan edilir ya da katledilir.

Ve ben de bu konuşmayı gerçekleri söylemek için bir fırsat olarak görüyorum: Ordumuz ülke dışında halk iradesini baskıyla sindirme konusunda deneyim kazandı ve kendisine karşı konulursa burada da aynını yapabilir. kargaşa hali yaratıp askeri darbeyle tüm ulusu ele geçirebilir ve böylece kendini kamusal düzenin koruyucusu ilan eder. Ve son on yıldır da yaptığı gibi muazzam polis teşkilatımız bu iradeyi halka da, şairlere de dayatabilir.

Ben de dahil olmak üzere hepimiz saldırganlığımızla ve kendimizi diğerlerinden üstün görerek, bu çöküşe katkıda bulunduk. Jack Kerouac ve bizim Beat kuşağından diğer bazılarının ulus için onlarca yıl önce farkına vararak , uluyarak, ağlayarak, ve reddedilmiş ama yine de ruhunu itiraf edercesine Kadiş okuyarak ilan ettiği gibi Amerika'nın kurtuluşu için umut yok artık. Bundan sonra hepimizin kafa yorması gereken şey, kendi bilincimizin, içi boş, uçsuz bucaksız ve sessiz boşluğudur. YAZIK! ÇOK YAZIK!
                                                                                                                           17 Nisan 1974


Vay arkadaş!
tekrarlıyorum "kitle iletişim araçları ve düşünce özgürlüğüne yönelik baskılar" diyor.

Bunları diyen bir Şair 1974'de...Amerika'nın Düşüşü adlı şiir kitabını basacak bir yayınevi bulmuş, yayımlamış; ödül almış ve ödül konuşmasında da böyle sıçmış sıvamış... hala baskı diyor.
Ne tuhaf değil mi?

valla ne yalan söyleyeyim ben şu 143 izleyiciden anca 3-5 kişinin okuduğu bloguma bile bunları yazmaya ürküyorum, yazar yazmaz bir ürperti geliyor üstüme...
sonra diyorum ki yahu en demokratik ülkede yaşıyorum niye korkayım canım diyorum.
hay allah ikilemler içinde daralıp duruyorum, uykularım kaçıyor... bak şu saat olmuş hala bir yer beğenemedim kendime haritadan.

Bi de herkes economist'in kapağını gördü mü? 

5 Haziran 2013 Çarşamba