28 Şubat 2017 Salı

gunun vidyosu; demokrasi denen bisey var!




Karizmatik sesli adamin su yukardaki vidyoda animasyonlarla izah ettigi gibi Tocqueville´e bakilirsa bu demokrasi demokrasi diye kicimizi yirttigimiz siztemin bir kac puruzu var.
haa,  "Tocqueville mi kalmis allasen!" diyenleriniz de olabilir: olsun yine de yazcam.

Alexis de Tocqueville, Democracy in America kitabini yayimladiginda yil 1835. Political philosophy alaninda yazilmis gelmis gecmis en onemli eserlerden biri kabul ediliyor. Amerikan toplumu hakkinda yaptigi gozlemler, o bicim keskin; ozellikle o gun, bir Firansiz icin.

Napolyon Avrupasindan bakinca bayagi bi gideri var gibi gorunen bu sistemi, 'yerinde  inceliyim ben en iyisi' diyip, Fransiz devletinden kaptigi gibi bursu, solugu Amerika'da aliyor.   o zaman Amerika, Amerikanin yarisi kadar filan. Baskan Andrew Jackson, demokrasi ve reform cagi, pazar devrimi olmus; o bicim terakki var... 9 ay eyalet eyalet geziyor.
Ne demokrasi seysiymis vay anasini' diye diye donuyor fransaya.

sonuc:
'eyvallah ! insan evladi tam kendine layik sistemi bulmus... bu sistem dunyanin her bi yanini ele gecirir ilerde herbikimseler bu sistemin hastasi olur, ufak bir iki puruz var ama onu da kim takar?'

dememis tabi;

oturmus yazmis da yazmis... (Amerikalilarin okumadigi kesin! okusalar o gunden bu gune belki biseyleri degistirirlerdi.)
biz de outrup okuyacak degiliz tabi (oturup bisey okuyacak olsak yakinda tabi olacagimiz anayasa maddelerini okuruz degil mi?)

onun icin bize kitabi 5 maddede ozetleyen bu vidyoyu seyrediyoruz.

Demokrasinin kara yuzu:

1 Demokrasi insani paragoz yapar! 
- haydaaa!

 e napalim adamin ilk gozlemi bu olmus toplumla alakali.
bakmis ki amerikada milletin dini imani para! avrupalinin -alla' icin simdi!-  hayat, yasamak filan diyince aklina ilk gelen para degil. Niye degil? e cunku fakirin para dusunecek hali yok cunku hayati boyunca elde etmesi imkansiz, zengin de para dunecek degil ya zaten refah icinde takiliyo...
dolayisiyla bir avrupalinin yasadigi hayati degerlendirmek icin para bir kistas degil.
oysa demokrasi olsa tipki Amerika'daki gibi zengin veya fakir herhangi bir insanin oyunu dogru oynarsa ve sistemin suyuna giderse paraya ulasabilmesi mumkun olacakti. Bu da imrenilesi. takdir edilesi bir sey degil de nedir?
- ama iste 'asiri zengin olma tutkusu' insan zihninin en tehlikeli hastaligi... manevi ve entelektuel hayati bitiriyor... gozlerinde dolar cakan insanin ilim irfanla ne isi olur degil mi?
ohooo dusundugun see bak!
gozlerinde dolar cakan toplumun ilim irfan sahibi insanla zaten isi olmaz?

2. Demokrasi haset ve utanc sahibi yapar!
- o nasilmis yav?
  
soyle ki;
simdi prensipte herkes mal mulk, cit cubuk sahibi olabiliyo ya demokrasi olunca guya; bazilari bunun hakkaten her caliskan insan icin gecerli oldugunu filan saniyo... oyle degil! oyunun baska kurallari var! deli gibi calisiyosun cabaliyosun bi turlu olmayinca anliyosun oyle olmadigini ama olsun umut fakirin ekmegi ye memed ye... sonra memed kic ustu oturunca utaniyo, ama bi sikime yaramayan, kendisinin yarisi kadar calismayan komsusu bi sekil mali goturunce hasetinden catliyo...
simdi burda niye isyan cikmiyo derseniz: toplum oyle bir yarilmis ki tepedekiler ve asagidakiler diye...asagidakilerin tepedekilerin parasinda pulunda gozu yok; derdi kendi tabakasindakiyle asik atmak. alttaki alttakine haset edecek: tepedeki tepedekine... kimse kimseyi tepeleyemiyor anca haset edebiliyosun! boyle bir huzursuz duzen ; ama duzen!
sonra bu duzende yasayan insanciklar haset ve nefretten oyle bir kusacak hale geliyorlar ki; kusmuyorlar gidip Trump'i baskan seciyorlar!

3. Demokrasi zorbalik getirir! 

- neyin zorbaligi?
- cogunlugun zorbaligi!

demokrasi aslinda kulturel gelismisligi hos gormez, cogunluk gercek erdemi, gercek iyiyi, gercek olani kendi varligina tehlike olarak algilar ve zorbaligi devereye sokarak erdemi kusa cevirir kendi seviyesine indirir. cnn onun icin var mesela! Zorbalik arttikca kalite duser, kalite dustukce zorbalik artar...

4. Demokrasi otoriteye kil olur!

Otorite de neymis? Demokrasi denen bisey var! referendum denen bisey var hic mi duymadin?
Herhangi bir konuda otorite olamak icin okumak, yazmak , cizmek, calismak, dusunmek, kafa utulemek... bunlar ne bos isler! mesela bir ulusun anayasasini yapmak icin anayasa profesoru olmaya ne hacet? demokrasi denen bisey var di mi? ver coskuyu demokrasiye bes dakkada besiktas cillop gibi anayasan hazir! tepe tepe kullan.

5. Demokrasi oyle sanildigi gibi dusunce ozgurlugunu filan iplemez!

yok deve!
demokrasi dedigin her farkli gorusun dikkate alindigi sistem degil miydi?
oyle! aynen oyle!
farkli gorus bulursan dikkate alirsin!
ama bu noktada 3. maddeye donmeni onerecegim arkadasim! sonra gel konusalim guzel guzel!
sabahlara kadar!
cnn'lerde, haberturklerde, kanal d lerde...
nerde istersen cadde boydan boya!!!
(bu lafa da bitiyorum; yeri geldi mi hemen yapistirasim var!)





   

15 Şubat 2017 Çarşamba

13 Şubat 2017 Pazartesi

Herşeye de bir cevabınız var!


şu Galatasaray'daki 50.yıl Cumhuriyet Anıtının akıbetini diyorum.
Mimar Korhan Gümüş mevzuyu gündeme getirmiş; İstiklal caddesindeki alt yapı çalışmasında Anıtın zarar gördüğüne bazı parçalarının moloza karıştığına dikkat çekmişti. İBB beyaz masadan cevap gelmiş. Cevap şu; yok öyle birşey, anıt zarar filan görmemiştir, kırılan parça filan yoktur dolayısıyla moloza karışan bişey yoktur.
şu yukarıdaki resme bakın bi allaaşkına...
Yuh ve de pes! ve dahi çüşşşş!
50. yıl Anıtı diyorum!
şunu vatan haini yapmaz be
etrafını çevirecek bir brandanız da mı yok?
yazıklar olsun!

herbişeye cevabınız var ama,
koskoca bina çöktü;
- e biz binayı boşaltmıştık, yıkın demiştik bizden günah gitti!
yurtlarda yangın merdivenleri kilitli
- e kızlar kaçıyor, ya da  erkekleri içeri alıyorlar naapalım?
zübeyde hanım büstü çalındı,
-e biz büstün başını mı bekleyelim,
50. yıl Anıtı?
-bişey olmadı ki...

ama bizim milleti bu cevaplar tatmin ediyo demekki! Allah kabul etsin.




9 Şubat 2017 Perşembe

kabusların fotoğrafçısı

Hani bazı insan kafasını koyduğu gibi yastığa horlamaya başlar...Maaşallah ne gam ne tasa!
Nicolas Buruno o insanlardan değil.  
Şu aşağıda gördüğünüz fotoğraflar Nicolas Buruno'nun kabusları.
çocukluğundan beri kafasını yastığa koyar koymaz horuldayan insanlara kin garez beslemiş bu sanatçımız yarı uyur yarı uyanık geçirdiği geceler boyunca gördüğü tüm o halüsinasyonları, korkunç imgeleri, sahneleri fotoğraflarda yeniden yaratıyor. 

rem uykusuna geçememekden muzdarip bu abimiz uyku günlüğü tutarmış lisedeyken.
sonra fotoğrafçılığa merak salmış, okula yazılmış;  ama tabi okulu bitirene kadar facebook, tumblr, instagram herbirimiz fotoğrafçı malum...dünya üzerinde çekilmemiş fotoğraf kalmadığı için zaten kaçak olan uykuları hepten kaçmış olsa gerek...
sonra evreka!
dünya üzerinde çekilmemiş tek fotoğraf benim kabuslarımın fotoğrafları arkadeş! demiş.
işe koyulmuş!



yani muhtemelen böyle olmuştur diye düşünüyorumtam emin olamamakla birlikte zira  şu aşağıdaki linkte bulacağınız web sitesinde snatçının bio'su kısmında hiç bişey yazmıyo...






Bütün hikayeyi de hepten yazmadık canım bir kısmını da röportajında söylediklerinden çıkardım. 
röportajında ayrıca Caravàggio, Caspar Friedrich, Jacques-Louis David ve Gilles Beloeil gibi sanatçılardan da biraz fikir afırttığını itiraf etmiş bence biraz da Magritte'ten afırtma var onu söylemeyi unutmuş yannız!
diğer fotolar burda!

Bugünün hayır şarkısı



https://www.youtube.com/watch?v=EFCS8oK2pJ8


Bilim, sanat ve eğitim özgürlüğü için,
Hayır Hayır olamaz Hayır olamaz Hayır!

4 Şubat 2017 Cumartesi

Joanie 4 Jackie / Big Miss Moviola Project 300 filmlik arşiv açıldı.


Bu Miranda July yaman kadındır. Öyle doğmuş, yapacak birşey yok; bazı kadınlar yaman doğarlar yapacak bir şey yoktur!

Neyse kısaca anlatıyorum;
Joanie 4 Jackie Miranda July'nin 1995'de, kendisi 20 yaşında bir üniversite terkken başlattığı bir feminist underground filmcilik projesi. Henüz iphone facebook filan yok, yahoo'lu alta vistalı yıllar düşün artık.


Tek hayali film çekmek olan gencecik bir insanın  finans, teknoloji, lojistik filan gibi yetersizlikler yüzünden bir türlü sektöre girememesi, ve ama yine de;  kadın olması hasebiyle zaten 1-0 yenik başladığı maçtan 'bir puan olsun alır, berabere bağlarım' gayreti ile ortaya çıkmış, yaratıcılığının ürünü bu proje kendisi gibi yüzlerce kadına karanlıkta el yordamıyla da olsa basılacak bir düğme olmuş bu güne kadar...  

'bana film çek gönder; ben de sana bendeki çekilmişleri göndereyim, sonra bir yerde buluşur toplu gösterim yaparız; filmin izleyiciye ulaşır, belki sinemada oynamaz ama bir perde buluruz be cicim gösterecek' şeklinde gayet punk, hoppala yarim yaz geldi tarzı bir poster, flyer'la yüzlerce kadına ulaşmış ve şimdi bütün o kadınların çektiği filmler şu arşiv linkinde...
http://www.joanie4jackie.com/
http://www.joanie4jackie.com/chainletter-tapes/

linkler 1995'den bu yana mektup zinciriyle yıl yıl toplanan filmeleri listeliyor.
bir film çekme isteğiyle yanıp tutuşmak o gün böyle bir şeydi. Bugün ise film çekmek ne kadar herkesin yapabileceği birşey öyle değil mi?
ama o güne kıyasla orjinal işlerin sayısı ne kadar az...





Miranda July bu projeyi onun için ne ifade ettiğini şu videoda anlatıyor.
buyrun;

1 Şubat 2017 Çarşamba

Beirut - No No No

Bugün Osmanoğulları Ltd. Şti'de satılan Nilhan Osmanoğlu'nun dedesinin donunun çin malı kopyasına Hayır diyorum arkadaşlar!!!
bu linki tavsiye ediyorum!
http://haber.sol.org.tr/blog/serbest-kursu/aytek-soner-alpan/osmanogullari-ltd-sti-evet-dedemin-donunun-cin-mali-kopyasi