31 Aralık 2017 Pazar

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN DUMURU

TIKLA TIKLA CEKINME:

http://bitcoin.tlkur.com

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN SARKISI

DRIFTER ÖDÜLÜ The Babe Rainbow'un



Ama bunlar da bu yıl en severek dinlediğim parçalardı... Herkese iyi yıllar!


little big lies




Gus Dapperton "Prune, You Talk Funny" from Itsbongoboy on Vimeo.


AYAYAYAAY !!! BRATIO STEREO






26 Aralık 2017 Salı

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN KONUSMASI


Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması’ndaki Pakize Ana’nın konuşmasını tek geciyorum. Neye yarar diyeceksiniz... Yaramaz; Atı alamadıktan sonra hiç bir ise yaramaz. Olsun!


23 Aralık 2017 Cumartesi

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN EN SUPER FILMI

Bu sene hakikaten hoşuma giden bir kaç film seyrettim: hiç biri 2017 yapımı değil ama olsun.

ilki PATERSON: onun linki burada:

https://justdriftingaround.blogspot.nl/2017/03/paterson-diyorum.html

sonra

Saygin Vatandas diye çevirmişler:
Orijinal ismi : El Ciudadano Illustre; Hiç fena degildi.







fakat bu yılki ödül Adult Life Skills’e gidiyor.


yani öyle 'hilariously funny' filan degil ama samimi; tatlı bir film.


DRIFTER AWARDS 2017 YILIN 'EKSIK BIRSEYLER VAR'I

22 Aralık 2017 Cuma

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN SOZCUGU

Bu yılın kelimesi oxford dictionary tarafından YOUTHQUAKE seçilmiş:
anlamı şu  linkte; merak eden okusun.

https://en.oxforddictionaries.com/word-of-the-year/word-of-the-year-2017

The Guardian yazarı Martin Kelner şu yazısında;

https://www.theguardian.com/commentisfree/2017/dec/18/word-of-the-year-2017-oxford-dictionaries-youthquake

scheerfatigue; trumprace; onnan-occupier; mudclear; gorpcore  filan gibi alternatiflerden bahsediyor.


geçicen bunları bir kalemde!

Bu yılın sözcüğü  'YOK HUKMUNDE’ var mi ötesi?

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN FOTOGRAFÇISI

Bu yılın fotoğrafçısı Tim Walker/ Alice in Pirelli-land ! 





DRIFTER AWARDS 2017 YILIN ŞİİRİ


“May your love for me be 

like

the scent of the evening sea



drifting in

through a quiet window



so i do not have to run

or chase or fall

... to feel you



all i have to do

is 

breathe.” 

― Sanober KhanA Thousand Flamingos



Türkçe’ye böyle çeviresim geldi;


aşkın 
deniz kokusu gibi olsun
-akşamüstü-
denizin kokusu nasıl savrulursa sessiz bir pencereden iceri
öyle...

yani koşmak zorunda kalmamalıyım
pesinden;
ya da düşmek...

hissetmek icin seni,
nefes almam yetmeli...




Sanober Khan is a Mumbai-based poet and freelance writer. Her work has been published in various journals, including the Taj Mahal Review and the First Literary Review-East. In 2012, her first book "A touch, a tear, a tempest' was shortlisted for the Muse India National Literary Awards. She enjoys reading poetry from around the globe as much as she enjoys writing them.



21 Aralık 2017 Perşembe

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN EN SUPER ŞARKICISI




NILUFER YANYA ; bu yıl dinlediğim en güzel vokal ayrıca çok onemli bir performansa da imza attı. 22 kisinin öldüğü Manchester Arena patlamasından bir gün sonra Manchester Albert Hall sahnesine çıkıp; cesurca söyledi şarkılarını teröre inat. 


DRIFTER AWARDS 2017 YILIN SANAT OLAYI

BALANCING SCULPTURES - JERZY KEDZIORA ; Bu yılın Ödülü
Polonya’li sanatçıya gidiyor.

şehrin olmadık yerlerinde akrobasi yapan heykeller neye dikkat çekmek istiyor olabilir?

Dünyanın; toplumların geldigi şu son duruma bakarsak; insanin toplum icinde dengede kalabilmesi epey zorlaştı.
Siz de kendinizi zaman zaman altı uçurum bir ip uzerinde yürüyormuş gibi hissetmiyor musunuz?












                                                        










DRIFTER AWARDS 2017 YILIN EN SUPER TASARIMI

Bence budur! bu yılın en saçma ve en super icadı.



ama diğer adayları da belirtmeden geçemeyeceğim.

havuza dusen hayvanlarin hayatini kurtaran 'kacis rampasi’



http://www.lostateminor.com/2017/07/28/some-genius-created-a-simple-escape-ramp-that-saves-animals-from-death/


Sonsuz bir kitap tünelindeymişsin hissiyatı yaratan kitapçı.



dizayn harikası:   Çin’de,   Zhongshuge Yangzhou kitapçısı ... yolunuz düşerse uğrarsınız belki diye...



20 Aralık 2017 Çarşamba

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN KARIKATURU


Bunlar iyiydi:





amma...



Bence yılın anlam ve ehemmiyetine binaen en iyi karikatur buydu!


19 Aralık 2017 Salı

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN TARAFTAR TEPKISI

Tam da erken secime gidiyorken yönetim bi hatırlatayım. 



ostersund macinda 2-0 skora kombine kartini yakan Galatasaray taraftarina gidiyor tabiki bu odul!



DRIFTER AWARDS 2017 YILIN KESFI

işte neye niyet neye kısmet derler ya aynen öyle: Mersin’de Aziz Peter’in Tevrat'ını ararken Van Gölünde  3000 yıllık kale bulundu.


oysa yılın kazısı - yok belki de tüm zamanların kazısı ödülünü verecek olsaydım kesin Tarsus’taki kazıya verirdim. çünkü eşi benzeri yok. Bu mevzuyu unutmayalım diye link bulunsun:

18 Aralık 2017 Pazartesi

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN EN SUPER REKLAMI

Bence bu yılın en super reklamı Bonus’un babalar günü reklamıydı.  Bankacılıkla; parayla veya kredi kartıyla veya harcamayla vs ne ilgisi var diyeceksiniz: yok!
güzelliği orda zaten. Vatandaş gırtlağına kadar borca batmış ; alışveriş, kredi mredi deyip de cinleri şeytanları çıkartmamak lazım tepemize... iyi iyi bu iyi olmuş.



https://www.youtube.com/watch?v=5bxAUXmpETg


Bize edepsiz kaçar onun icin Turkiye’de gösterilmemiştir sanıyorum ama bu yılki coca cola reklamı da fena degildi.




Bir de Hollanda’da bi gözlükçü var specsavers diye ; reklamlarını çok beğeniyorum. Bu seneki reklam:

DRIFTER AWARDS 2017 YILIN VIDEOSU : Ambient Rain


Rafa Zubiria!!!
Bu insan kimdir bilemiyorum ama bu video nefis bence. Bu yıl seyrettiğim en iyi video. Ben Vimeo’da stuff picks’de rastgeldim sonra kayboldu.
kendisi fotografci olsa gerek... gizemli bir kisilik: backgroundu muğlak.
bir facebook sayfasi bir de bu link:
http://cargocollective.com/rafazubiria

2018’de başarılı calışmalarının devamını bekliyoruz.

DRIFTER AWARDS 2017 AÇILIŞ TÖRENİ

Efendim Üçüncü Geleneksel Drifter Ödülleri sahiplerini buldu...
Bu yıl kategori arttırımına gittim onun için countdown'a 21'inde değil daha erken başlıyorum.

Bir şeyi itiraf edeyim bu 2017'den hiç haz etmedim şahsen. Hiç keyfim yoktu. Okudugum, seyrettiğim, dinlediğim şeylerden de öyle aman aman bi zevk almadım biraz aldım; çok degil. Zaten tek sayıları hiç sevmem. Biraz fazla kendime döndüğüm, az sosyalleştiğim, az konuştuğum, ööyle boş boş bakındığım bir yıl oldu. Ama son bir haftadır böyle içimde bayaaağ bayaağ kuşlar kelebekler böcükler filan... Zaten çok severim ben kristmıs şeysini..kıprtısını...

Bence 2018 çok süper bi yıl olcak. En super bir yıl bile olabilir!
inanıyor musunuz?
inanın valla bak!

Öyleyse Drifter Proudly Presents:

Kategoriler;

Yılın Keşfi
Yılın En süper Karikatürü
Yılın Kitabı
Yılın Filmi (uzun metrajlı)
Yılın Kısası
Yılın Taraftar tepkisi
Yılın Fotoğrafçısı
Yılın en super Tasarımı
Yılın Konuşması
Yılın Kelimesi
Yılın sanatçı kafası
Yılın Videosu
Yılın Animasyonu
Yılın En Super Reklamı
Yılın Dumuru
Yılın Utancı
Yılın En Süper Şarkıları

27 Kasım 2017 Pazartesi

airports


STUCK from Joe Ayala on Vimeo.

An airport isn’t even a real place. It’s a pit stop, an in between area , a “nowhere”, a technicality - grudging intrusion into seamless dream of transcontinental jet flight. Airports are where you go after you’ve died and before you get shipped off to wherever you’re going next. they’re the present tense crystallized into aluminum , concrete, and bad lighting.
Player One - Douglas Coupland

20 Kasım 2017 Pazartesi

drifter'ın düşünce balonu



insan dediğin şimdiki zamana hapsolmuş çaresiz yaratık sonuçta. Lanetimiz de hafızamız. Hani diyorlar ya 'şu anı yaşa' sanki başka türlüsü mümkünmüş gibi. oysa insan ya geçmişte ya da gelecekte yaşamak istiyor aslında. hayatım dediği: olsaydı olmasaydı ekseninde yorumladığı ve gerçek mi bellek mi dedirten bir geçmiş. Nefes alma motivasyonu ise bir kaç saat ya da bir kaç yıl sonra yapmayı planladıkları.  Oysa lanet şu andan başka bir şey yok. Olmak istediğim yer hep orası! Buradayım ne yazık ki!


11 Ekim 2017 Çarşamba

vay canına hakkaten ne desem bilemedim!


vay arkadas demek artık herbişey yapıldı : yapacak o kaddar hiçbişey kalmadı ki bununla uğraşıyorlar...

6 Ekim 2017 Cuma

drifter’s pick!! japonlar yapıyor: 'dedektif kıç'

Japonya’ya giden bi  eşimiz dostumuz yok ki sipariş edelim. 

bu resimde gorduğunuz 'dedektif kıç' serisi japonya’da en çok satan cocuk kitaplarının başında geliyor bir suredir.   Yazar Yōko Tanaka ve illustrator Masahide Fukasawa’dan olusan ikili kendilerine ‘Tororu’ diyorlar.  Mevzu basit: kocaman bir popodan mütevellit olan ana karakter dedektif her seride işlenen farklı suçları kendi super gücüyle(!!!) çözmeye çalışıyor.  
Japonya’da pek meşhur olan bu karakter yani “buttocks detective” simdi de anime dizi yapılıyormuş. Trailere bak! 



27 Eylül 2017 Çarşamba

Sıla Yolunda sırbıstan sınırı çilesinden kurtulma alternatifi: 'Romanya üzerinden' güzergahı




Christopher Lee demiş ki sözüm ona; 'şimdiye kadar gittiğim en üzgün ülke Romanya'ydı.' 
'sad' sözcüğünü kullanmış. Çavuşesku döneminde gitmiş muhtemelen biraz o da var ama görüntü itibarıyle (hala) çok yanlış bir tespit değil.  Yine de kendi halimize bakınca Romanya için üzülecek bir şey yok gibi geldi bana.


Yemyeşil memleket... gözlerinde menevişler denizde martılar gibi... o derece!!!


Petrol çıkarıyorlar (o mevzuya ayrı değineceğim); Dacia gibi otomobilleri var canavar! Avrupa'da alman arabalarından sonra en sık gördüğümüz araba markası valla! Insanlar çalışıyor görebiliyorsunuz.
Yolları yokmuş!
varsın olmasın! bizim var; halimiz ortada! Yani bence Romanya toparlar; o ölü toprağını üstlerinden bir atsalar olur yani.







    
   Bu fotoğraflarda gördüğünüz Bükreş yolu; Romanya'yı Macaristan'a ya da Bulgaristan'a götüren ana yol onu söyleyeyim; bildiğin sıla yolu yani sonra köy yoluna sapmış drifter zannetmeyin! Ama çok sevimli bir yol. otoban gibi sıkıcı değil; yolu giderken günlük yaşama da tanık oluyorsunuz.








    Burası mesela;
'Anything in literature including memory is second hand ' diyen Herta Muller' in memleketi Timiş/Timeşvar dolayları...








Adı
Drubeta Turnu Severin olan sınır kasbası pek alem bir yer; yol boyu Nehir manzarası; 'taverna' dedikleri et lokantaları var.



Hah işte bir benzin tarlası!!!


dediğim gibi yolu yok ama benzini var! Ve evet benzin Avrupa'dan daha ucuz! Onun için benzin almak azap sıla yolunda özellikle Ağustos ayında... Benzincide sıra bir ömür sürüyor. Herkes Romanya'da benzin ucuz diye depoyu doldurmak için Romanyaya girmeyi bekliyor. Dişini sıkıyor; çişini tutuyor dolayısıyla  çiş sırası da 'keza' olmuş oluyor... çünkü malum bizim millette çoluk çocuk da boy boy. Yani petrol konusu; içi seni dışı beni yakar!

Romanya'nın batısını bir uçtan bir uca geçmek güzel deneyim. Sonunda akşam oluyor devrilecek bir yer bulmak lazım!

   


Craiova şehri iyi bir yemek ve iyi bir oda bulabileceğiniz bir noktası güzergahın. Romanesku parkı var biraz yeşillenmek için; yorgunluğu alır...




Bu binayı da Craiova'da buldum; bahçesindeki Renault 12'yle birlikte çürüyen bu binanın hikayesi nedir acaba diye de pek merak ettim.




  

8 Eylül 2017 Cuma

Budapeşte'de pal sokağını bulamamak!!!

"...
Arsa...Ey dağlarda ovalarda yaşayan, bir adımda ucu bucağı görünmez tarlalara ulaşabilen güçlü, kuvvetli, sağlıklı çocuklar! siz ki, güzelim mavi göğün altında yaşamaya, sonsuz uzaklıklara alışkınsınız. siz ki, koca apartman blokları arasında sıkışık yaşamak zorunda değilsiniz. Büyük kent çocuğu için boş bir arsa ne demektir bilebilir misiniz? o çocuklar için arsa, ova demek, kır demek, bozkır demektir. çürük tahta perdelerle , göklere yükselen apartmanlarla sınırlanmış küçücük bir toprak parçası, o çocuklar için sonsuzluk ve özgürlük demektir. Pal sokağındaki o arsada bugün dört katlı bir apartman yükselmektedir. O arsa vaktiyle bir sürü çocuk için mutluluk demekti. Bu gerçeği arsanın üzerine dikilmiş apartmandaki kiracıların bir teki bile bilmiyordur."
Pal Sokağı Çocukları / Ferenc Molnar




Budapeşte insanda tuhaf tuhaf hisler uyandıran bir şehir... Bi kere insanı hayran bırakan yapılar var. Tuna'dan katla zarfın içine koy gönder. Ama bi yandan da bi keşmekeşlik; bi çatı katı kokusu. Bi seksenlerin istanbulu hissi.
 Her ne kadar kapitalizmin pençesine düştüğü ayan beyan görünse de hep bi kalmışlık var şehirde; Habsburg'dan kalmışlık, Osmanlıdan kalmışlık, komünizmden kalmışlık...



Çok yağmur yağdı o gün çok. Hani şu istanbul'daki yağmurdan...  Ama yağmurda da bi başka hisli Budapeşte.



Aradım ama Pal sokağını bulamadım. O da başka sefere kalsın. 


Hiç bina üstüne aslımış dev ağrı kesici reklamı görmüşmüydünüz?
Bence günümüzün gerçeği işte tam da bu fotoğraf.

çare: cataflam!



Sıla yolunda Budapeşte'de durmanın bir avantajı bir dezavantajı var. Dezavantaj görülecek çok şey var; küçük bir şehir değil; oysa kısıtlı zamanınız olduğu için aklınız Budapeşte'de kalıyor.  
avantaj ise merkezde çok fazla termal ve spa otel var; fiyatlar akıl mantık çerçevesinde; hiç bir yerini gezememiş olsanız bile bi termal; bi masajla yeniden doğmuş gibi, 'gene gelecek ben' deyip, yola devam edebiliyorsunuz..

ama dikkat! spa mpa derken mayışıp otelde kalırsanız geceyi kaçırırsınız; çok üzülürsünüz. Aslanlı köprü ve sarayların gece ışıklandırması gerçekten büyüleyici...







2 Eylül 2017 Cumartesi

sıla yolunda 3. gün Viyana

Orman; kır, dağ, bayır derken hala memlekete pek yaklaşamamış olmanın da verdiği vicdan azabıyla viyana'da durmamak bir seçenek olabilir. Altmühtal -Viyana arası 502 km. Altmühtal-Budapeşte arası 752 km.
Ama Viyana'da bi durmak, Türklüğün şanındandır onu da belirteyim. 

Arabada yol playlistinden şişince, yol podcasti açılır. 
en sevdiğim 'Melvyn Bragg In Our Time'  
Sırdaki podcast ; The Siege of Vienna 
ahahahaha!


Öncelikle söylemeliyim ki;
Hollanda'dan yola çıkıp üç günde Avusturya'ya giremeyen Türk evladı açtır!  Kesin bilgi! 

Şinitzel hususunda ara not;
viyana usulu şinitzel hayalleriyle tripadvisor'ı açarsanız karşınıza adı batasıca Figlmueller Restaurant çıkar. 
Çok da şeytmeyin. 
ben o yorumları yazanların hepsinin de gerçekten restorana girebildiğini sanmıyorum. 

en nefret ettiğim şey insanların tabldot kuyruğu bekler gibi girmek için kapısında kuyruk olduğu restoranlardır. 

Zaten öyle atla deve bi yemek de değil; altı üstü una bulanarak kızartılan et yani...arasına eritme peynir koyunca da cordon bleu oluyor. yani illa şnitzel yiyecekseniz herhangi bir lokal restoran da yapar bişey koyar önünüze. Dikkat! Bazı restoranlar domuz etinden veya tavuk etinden yapıyorlar çok lezzetli olmuyor. geleneksel olanı 'veal escalope'dur. Menüde yazması gerekir ama gelince garsonla teyit etmekte fayda var.

amaan ne fena!! gurme yazısı gibi oldu!

neyse başka şeylerden bahsedeceğim;

sıla yolunda en mühim şey konaklama!
günde en az 700 km yapılacağı için gece iyi uyku; sağlam dinlenmek şart aksi halde Türkiye'ye zor varılıyor hatta insanın yarı yoldan dönesi geliyor.  Tecrübeyle sabit. Her atraksiyona atlamamak lazım. Bundan mütevellit merkezin dışında seçilen oteller hem fiyat performansta daha avantajlı oluyor hem de daha sakin oluyor. üstelik Viyana'ya bile tepeden bakabiliyor insan. 
misal;



bi' de böyle otelin hemen önünde halka açık kırlık alan olunca insanın yayılmacı ruhu içinden taşıyor; şehir merkezine filan inesi gelmiyor. (Zaten çok da bayıldığım bi şehir merkezi değil yani)


ayrıca şu dolunay manzarası bırakılıp gidilir mi?






size viyanayla ilgili çok acayip şeyler anlatıcam şimdi; 

 'wiener reisenrad' denilen tarihi bir dönmedolap var Viyana'da. 1897 yılında Imparator 1. Franz Joseph'in jubilesi hasebiyle yapılmış. Ilk yapıldığında epey bi ilgi odağı olmuş; sonra öyle kendi kendine dönmeye başlamış. Taa ki; Marie Kindl adında bir kadın kabinlerden birinin dışına kendini asana kadar... uuuuu ürpertici... Fakirliğine dikkat çekmek için yaptığı söyleniyormuş halk arasında. 




Şu kar küreleri var ya; onu icad eden avusturyalı Erwin Perzy aslında ameliyat aletleri tasarlayan bir mucitmiş ve ameliyathanede kullanılmak üzere biraz daha fazla aydınlatan ampul yapmaya çalışıyormuş. Fikri de kunduracılardan afırtmış çünkü ayakkabıcılar mumun daha geniş bir alanı aydınlatması için etrafına su dolu cam bir fanus koyarlarmış. Eski çağlardan beri uygulanan bir yöntemmiş bu... Bizim Erwin Perzy daha parlak ışık yayan ampulu kotaramamış ama kürenin içine kar yağdırmayı başarmış. Patentini alıp sülalesine yetecek kadar paranın da gözüne vurmuş. Bi daa da ameliyathanenin önünden geçmemiş falan... 

bir diğer viyana icadı da hani şu Seinfeld'in meşhur ettiği pez var ya... o işte!  ne saçma değil mi? 
en az kendisi kadar hahaha!


 şu hani "wienerwald" tavukçusu var ya. O aslında 2000 tür bitki ve 150 kuş çeşidini barındıran Viyana Ormanları yani Wienna Woods'un almancası. 

Peki Mozart'ın hayatını anlatan oscarlı 1984 yapımı Amadeus niye Viyana yerine Çek Cumhuriyetinde çekilmiş biliyor musunuz? 
Miloş Forman Viyana caddeleri için " bune bea ;her yer butik, asfalt, çelik, plastik, camdan geçilmiyor; ayrıca çok pahalı..." demiş. Bunu ingilizce demiş ama ben de aynı Fenerli Samet kadar çevirdim yani...  

Mozart demişken müzikten bahsetmeden olmaz. Viyana Filarmoni temmuz- ağustos kapalı ama şehirde konserler balolar olmuyor değil yazın... bakmak lazım. 
Viyana'da daha makul bir zamanda , daha programlı ve uzun kalırsam izlemek istediğim bir şey var;
Vienna Boy's Choir. Koronun kökleri 1500'lere dayanıyor. Mozart'ın koroyla çalıştığı;  Schubert'in de bizzat üyesi olduğu biliniyor. 
Bugün Viyana Boys Choir çatısında 4 koro varmış. 10-14 yaş aralığında 100 çocuk. Bugün yabancı ülkelerden de koroya alıyorlar ama eskiden sadece Viyana'dan seçiliyormuş. yılda 300 performansa çıkıyorlar birine dek gelmek lazım. 

Viyana'da doğmuş büyümüş yazarlardan en sevdiğim Stefan Zweig: 

" İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız... "

Sıla yolunda 4. gün Budapeşte!!!