16 Şubat 2014 Pazar

Pazar Yazıları #2; yol hazırlığı

siz bu parçayı dinleyedurun;


ben size bir şiir koyayım, Rene Char'dan Rimbaud'lu...
hem bundan güzel pazar yazısı mı olur?


GİTMEKLE İYİ ETTİN ARTHUR RIMBAUD!

Gitmekle iyi ettin, Arthur Rimbaud! iyi ettin dostluğa düşmanlığa, Parisli ozanların budalalıklarına, Ardenli biraz kaçık ailenin kısır arı vızıltısına boyun eğmeyen onsekiz yılını enginin yellerine saçmakla, mevsimsiz giyotinlerinin bıçağı altına atmakla. Hayvanların cehennemi, düzenbazların alışverişi ve sıradan adamların merhabası uğruna tembellerin bulvarını, sidik-sazlı kahveleri bırakışında haklıydın.
Beden ve ruhun bu saçma atılımı, havaya uçurarak hedefini bulan top güllesi, işte bunlardır yaşamı bir erkeğin!Çocukluktan çıkar çıkmaz, sonsuza dek kişioğlunu boğazlayamaz insan. Volkanlar pek az yer değiştirirlerse de lavları dünyanın büyük boşluğunu bir baştan bir başa dolaşır ve yaralarında türkü söyleyen erdemler getirir ona.
Gitmekle iyi ettin, Arthur Rimbaud! Olası mutluluğa kanıtsız inanabilecek birkaç kişiyiz, senin yanında.





çeviri de Özdemir İnce'den hani...





hemen ikinci pazardan su koyverdi demeyin bu pazar yazısını şarkıyla şiirle geçiştiriyorum diye... mühim işler peşindeyim. yol hazırlığındayım. insanlık için bi sikime yaramayacak ama kendim için epey bi' adım sayılacak bir yola düşme arifesindeyim. Anlatırım sonra...


gitmeden söylemek istediğim iki şey var;





1. Rene Char hep tükenmek zorunda mı kardeşim? Tüketmeyin adamı biraz fazla basıverin ne olacak yani; Yapı Kredi sana diyorum huu? iki fazla bas be abicim? elinde kalsın noolcak o kadar sülalesiniz doğum günlerinde eşe dosta hediye eder Ali Koç.





2. Her filmini sevmeyen yok herhalde... ben mesela bayılmışım seyrettiğimde valla;  bakınız şurda


2014 sevgililer günü itibariyle seyretmeyen blogger da kalmamıştır diye rahat giriyorum mevzuya...


problem şu; aslında bu bilim kurgu filmlerinin genel problemi şu;

şimdi mesela bişey teknolojik açıdan feza bir gelişim gösteriyor ya...bu filmde işletim sistemi, yani bir nevi artificial intelligent bi gadget/ bilgisayar, laptop veya ipad filan gibi - işte artık o kadar gelişmiş ki seni senden alıyor...



ama dünyada diğer her bişey aynı mesela...


insan aynı, işler güçler aynı, yani insanların hala bi mektup yazacak vakitleri yok, hadi onu anladım... vakitleri yok birine yazdıracaklar; işletim sistemleri aşık olunacak kadar olmuş, ama hala theodor arkadaş ekmek parası kazanabiliyor mektup yazma işinden... neyse böyle şeyler...





ama asıl beden mevzuuna takıldım biraz. bi bedeni olaydı...





şimdi samantha epey bi hatun kişi olmuş, iyi de revaçta anladığımıza göre;


yani bütün bilim adamları işi gücü bırakıp bir tek bu OS'lerle ilgilenmişler başka da bişey yapmamışlar mı ki dünyada?  

bir beden uyduramamışlar mı bu Samantha kızımıza aka Scarlet Johanson? Sesi oturtmak çok zamanlarını almış belli ki; e biraz daha düşük profil çalışsalardı ne bileyim Scarlet olmaz da Natalie olur daha ufak tefek...





bu arada Samantha'nın online kırıştırdığı mefta arkadaş da şu kişi;





hadi beni tutmayın;
herkese iyi pazarlar olsun.
parçanın sonu çok güzel.






Hiç yorum yok: