24 Ağustos 2013 Cumartesi

Yoldaki drifter'dan tutarsız zaman notları #6 ; Design Museum MILANO


İsviçre’ye geçmeden önce Milano’da iki günüm var; yalnız bir sorun var! Ağustos’ta Milano kapalı.
-          Hoppala o da ne demek?
Drifter’dan kesin bilgi;
Ağustos’da Milano tam bir hayalet şehir!
Çinlilere ve Afrikalılara terk edilmiş…
Milanolular rivieralarına kaçmış; bakkallar çakkallar kapalı; pradalar, gucciler, armanigiller hepsi hepsi, herkes tatilde...
Sokakta rastladığım tek tük italyan’a da turist muamelesi yapıp yol bile sormak gelmiyor içimden, işimi çekik gözlülerle hallediyorum, körlerle sağırlar birbirini ağırlar diyaloğu çoğu kez;  ben nereyi soruyorum o bana nereyi gösteriyor allah bilir… ama mühim değil tecrübeyle sabit; bir şehir en güzel kaybolarak gezilir.
-              Park varmış burada şahane, Sempione Parkı; millet yayılıp yatıyormuş çimlere… Kardeş nerden gitçez oraya? Malum park konusunda hassasiyetimiz var.
Hayır bu kadar Çinliyi bu şehre nasıl sokmuşlar hiiiç anlamadım.

China town uzadıkça uzuyor, Milano’nun yarısı china town sanki…

Sonunda


vay bee parka bak;
Hakkaten oh ne ala; Tayyip görse içi gider, ayarı bozulur; şehrin göbeğine öyle bir park kondurmuşlar ki, fuzuli! 
milli israf valla; Bir de ağustosta koca bir ay kendi memleketlisine hizmet etmediği düşünülürse…
yazık valla, ne rezidanslar, ne avm’ler diyorum; hiç bilmiyorlar …ondan sonra kriz var diye ağlıyorsunuz, müstahak size ey Avrupalı…

Mevzuya geliyorum;

Parkın sonunda güzel bir bina ve beklenen an; TRIENALLE DESIGN MUSEUM


    Bu müze 2007'den buyana, önce iki senede bir, 2009'dan beri de her sene yeni bir tema ve koleksiyonla tasarımda italyan anlayışını anlatan önemli sergilere ev sahipliği yapıyor. Şöyle ki;
ilk sergi (2007-2009) Seven Obsessions of Italian Design/ Italyan Tasarınının Yedi Takıntısı başlığı altında İtalyan tasarımının antropolojik kökleriyle ilgilenmişti. ikinci sergi (2009-2010) Series, Off Series/ Seri ve Seri Dışı  başlığıyla üretim sistemini ele alıyordu. üçüncü sergi (2010-2011) The Things We Are / Olduğumuz şeyler, tasarım dediğimiz disiplinin statü ve sınırlarını ortaya koyuyordu.  Dördüncü serginin başlığı Dream Factories/ Hayal Fabrikaları'ydı (2011-2012) italyan tasarımının girişimcilik boyutuna bakıyordu. Benim en çok görmek istediğim ama fırsat bulamadığım ve bu müzeyi radarıma alan Beşinci Sergi Grafica Italiana (2012-2013) iletişim akışını şekillendiren ve kontrol eden kelimelerin ve işaretlerin tasarımdaki yerine değinen bir sergiydi, bununla ilgili pek çok şey duymuştum.
şimdi ise 6.sergiyi bizzat gezme şansına eriştim;


  Evet serginin başlığı DESIGN, THE SYNDROME OF INFLUENCE.../ TASARIM; ETKİLEME SENDROMU...
Bu Sergi, çağımızda internetle şekillenen kültür; fikir ve birikim değiş tokuşunun italyan tasarımı üzerindeki etkilerini orataya koyuyor; etkileşim ağının üzerinde durduğu dört kavramsa; kamuflaj, asimilasyon, maskeleme ve taklitcilik...

Girer girmez tuhaf bir enstelasyonla karşılaşıyorum;


bu beyaz insanların yanından çıkıp müzeye giriş yapıyorum;

işte bir drifter yansıması...

Marco Zanuso, Paolo Ulian, Vico Magistretti, Lorenzo Damiani, İtalo Rota...filan gibi kimin kim olduğunu şimdi hiiiç hatırlamadığım bir takım isimler not düşmüşüm defterime...ama etkilendiğim iki fotoğraf var;




Bu fotoğrafın yanında iki isim yazıyordu; ottonella mocellin ve Nicola Pellegrini
Fotoğrafın ismi de controcorrente 2004

ve bir de çizim;

bu gerçekten inanılmaz, müthiş birşeydi; ne kadar zamanda yapıldığını gerçekten merak ettim; bununla ilgili pek bir bilgi bulamadım sadece yanındaki etiketin üstünde yazanlar;
İrma blank 1934-

il corpo del silenzio/ sessizliğin vücudu

gelelim diğer etkileyici enstelasyonlara;












sonuç olarak asıl olay fotoğraf çekilmesinin yasak olduğu bölümdeydi; işte çok işlevli sanatsal tasarımlar filan...ne anladın italyan tasarımından diyecek olursanız; çok bişey anlamadım zaten bu sergide benim en çok beğendiğim tasarımlar da italyan sanatçılara ait olanlar değildi; biri Japon'du, biri Almandı bir iki tane de danimarkalı sanatçının işi vardı filan...

İtalyanların ayakkabıları güzel kardeşimmm!

durum bu; bu sergi 2014'de kadar devam edecek; yolu düşen mutlaka yarım gün ayırsın derim... Sempione Parkını bişekil bulun (tarif edemeyeceğim çünkü ben kaybolmak suretiyle buldum, yalnız kesin eminim bir George Byron sokağından geçtim, çok yakınlardaydı.) Parkın sol köşesine düşüyor; sorarak bulunamayacak bir müze yoktur neticede.

Hiç yorum yok: